Malum körfez ülkelerinde muazzam bir birikimi söz konusu.
Bu birikimde fiyatları rol oynuyor ama küresel fonlara olan talebi düşürdüğü bir anlamda elde kalmış gibi duruyor.
Körfez fonları ölçüde gelişmiş ekonomilerin açıklarını fonluyorlar ama bu akım Körfez’de atıl duran parayı kesmiyor.
Haberlere göre Körfez’de 2.5 trilyon bir birikim söz konusu ve geçmişte de bu kaynaklarından yabancı ülkelere 1.8 trilyon dolar yapılmış.
Bu arada geçerken hatırlatalım, bu büyüklüklere Norveç, Singapur fonları değil.
Başka bir ifadeyle bugün, ölçüde küresel durgunluğun sonucu olarak, küresel yatırılabilir, ödünç verilebilir fonlar, küresel fon talebinin çok üzerinde.
Peki Türkiye bu fonlara ulaşabiliyor mu, yeterince kullanabiliyor mu?
Geçtiğimiz on içinde, yani yaklaşık AK iktidarları döneminde, Türkiye’ye bu fonlardan 30 milyar dolar dolayında yabancı sermaye yatırımı gelmiş.
Önümüzdeki üç-beş içinde de Türkiye yetkilileri yine bu kaynaklı bir 30 milyar dolarlık yabancı bekliyorlar.
Söz konusu büyüklükler yani geçtiğimiz on içinde bu fonlardan otuz milyar , yabancı çekmiş olmamız geçmişe oranla çok bir .
Aynı şekilde önümüzdeki üç-beş zarfında yine bir bu yabancı sermaye çekme beklentisi de geçmişe oranla .
Bu hikaye çok tipik olarak iki yüzlü, iki taraflı bir madalyon hikayesi.
Madalyonun bir yüzünde olumlu bir görüntü var.
Yabancı sermayeyi teşvik kanununun çıktığı 1954 2004’e , yani elli sene boyunca toplam 18 milyar yabancı sermaye çekebilmiş bir ekonominin geçtiğimiz on sene içinde sadece Körfez fonlarından otuz milyar dolar yabancı doğrudan yatırım çekebilmiş olması, önümüzdeki üç-beş sene içinde de yine otuz milyar dolarlık yabancı sermaye çekmeyi planlaması bariz bir biçimde madalyonun olumlu yüzü.
Ama bir de aynı madalyonun öbür yüzü, daha az sevimli bir yüzü daha var.
Körfezde her biriken kaynağın on senelik birikimli miktarı 2.5 trilyon doların ama çok üzerinde.
Meseleye bu açıdan baktığınızda bizim geçtiğimiz on senede bu kaynaktan çekebildiğimiz otuz milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye yatırımı birin ama çok altında.
Önümüzdeki beş koyduğumuz hedef de fazla mütevazi bir hedef.
Türkiye’nin her sene bu kaynaktan, bu fon böyle büyümeyi sürdürdüğü sürece, en az altmış, yetmiş milyar dolar yatırım çekmesi şart ve normal.
Mesele çıtayı yukarı çekecek bir vizyona sahip ve vizyonun içeride gereklerini.
Türkiye’nin büyüme denklemi belli; bir dizi toplumsal neden, işsizlik, nüfus, fakirlik, vs. Türkiye’yi her en az yedilik ama sürdürülebilir bir büyümeye mahkum ediyor ve ki de ediyor.
yedilik ve yukarısı bir büyümenin de açık ürettiği ve daha bir daha üreteceği de malum.
Çözüm çok net: yüksek büyüme, kaçınılmaz yüksek cari açık ve bu açığın yabancı yatırımlarla finansmanı.
Birilerinin gözüne, daha doğrusu vizyonsuzların gözüne gibi gelen senede altmış milyar dolarlık çekme hedefi küresel fonların büyüklüğü yanında solda sıfır.
Yapılması gereken çok basit: İçeride, yatırım ortamını mesela İngiltere düzeyine çekmek.
Bu da dört başı mamur bir hukuk devleti demek.
Birileri dört başı mamur bir hukuk devletinden korktukları az açık üretecek düşük büyümeye bizi mahkum etmek isterse mücadelemiz onlarla olacaktır.
Yorumlar